Her günüme şükretmekle başlıyorum. Hayata "bardağın yarısı boş" değil, "bardağın yarısı dolu!" bakış açısıyla yaklaşmaya çalışıyorum. Eksiklerimiz var tabii, sorunlarımız da var, hatta dertlerimiz var, fakat
bütün bunlarla beraber hayatımızda o kadar çok sevindirici şeyler, hem emeğimizin ürünü olan hem de hak etmediğimiz halde bize bahşedilen sayısız nimetler var! Şükretmemek elde değil!
bütün bunlarla beraber hayatımızda o kadar çok sevindirici şeyler, hem emeğimizin ürünü olan hem de hak etmediğimiz halde bize bahşedilen sayısız nimetler var! Şükretmemek elde değil!
Sovyetler Birliği'nde bir ateist ömrünün sonunda şöyle demiş: "İyi hayat yaşadım ve çok minnettarım. Kime minnettar olduğumu bilmiyorum, ama içimde kocaman bir 'teşekkür' var." Bilinçli olarak şükretmek ne kadar daha güzel!💐🌈❤️
Şükretmek elbette elzem. Ancak yaratıcı eylem ve edebiyatta sonsuza kadar tatminsizlik ve şükretmeme durumu bizi daha özgür kılar. Şükür sanatı bitirir. Yeterli olmamak eksik kalmak da bir nimettir.
YanıtlaSilŞükretmek demek, Yaratan"la tatmin olmak, O"nun yeterli olduğunu kavramak demektir. Bu, sanatı bitirmez bence. İnsan kendisiyla asla tatmin olmamalı, eksik olduğunu hatırlamalı, hatta bunu bütün derinliğiyle duyarak acı çekmeli. Bununla beraber, insan yaratıcı eylemde bir ilham kaynağı bulmalı. Şükrederek yaratmak daha güzeldir bence. Bizi küçük "yaratanlar" olarak yarattığı için şükrederek Yaratan"la birlikte yaratmak... Teurji buna denir değil mi?
YanıtlaSilHaklısınız, Yaratıcı'dan ilham almak gerekir. Ancak Teurji için de bir sorun var: sonlu ve küçük olmak. Mükemmelliğin hedefine ulaşamaması. Her zaman cüz'i irade olmaya mahkumuz. Artık sobornost kavramı bize yardımcı oluyor bunu çözmemizde.
YanıtlaSil