Her dil bir dünyadır demiştim, ama aslında dil dediğimiz göstergeler dizgesi son derece karmaşık ve çok katmanlıdır. Toplumun ayrı ayrı kesimlerinin dili aynı olmasına rağmen, ciddi farklar da vardır.
Memurlar, köylüler, aydınlar v.s. birbirinden farklı söz ve ifadeleri kullanıyor ve bazen sanki farklı dünyalarda yaşıyorlar. Ulusal düzeyde önemli, halkta herkesçe bilinen edebî eserler, özellikle kutsal metinler ve şiirler bir kural olarak birbirine yabancı olan bu kesimleri birleştiriyor, halkta birliğin, milli kimliğin oluşup sürdürülmesine katkıda bulunuyor. Örneğin, Türkiye'de "İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı" dizesini herkes bildiği gibi, Azerbaycan'da "Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam" dizesini herkes biliyor. Folklör de çok önemli: masallar, atasözleri, halk şarkıları ve saire.
Memurlar, köylüler, aydınlar v.s. birbirinden farklı söz ve ifadeleri kullanıyor ve bazen sanki farklı dünyalarda yaşıyorlar. Ulusal düzeyde önemli, halkta herkesçe bilinen edebî eserler, özellikle kutsal metinler ve şiirler bir kural olarak birbirine yabancı olan bu kesimleri birleştiriyor, halkta birliğin, milli kimliğin oluşup sürdürülmesine katkıda bulunuyor. Örneğin, Türkiye'de "İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı" dizesini herkes bildiği gibi, Azerbaycan'da "Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam" dizesini herkes biliyor. Folklör de çok önemli: masallar, atasözleri, halk şarkıları ve saire.
Hülasa, öznel bir dünya (makrokozm) olan dil, aslında çoklu öznel dünyalardan oluşuyor. Halk birbirinden farklı dil çeşitlerini kullanır, ama halkın dini ve milli açıdan kutsal saydığı metinler birer köprüler gibi çeşitli kesimleri birbirine bağlar, birleştirir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder