18 Aralık 2019 Çarşamba

AYNADAKİ HAYAL BEN MİYİM?

Büyük yazarların yarattığı karakterler, kendi hayalimizi görebileceğimiz birer ayna niteliğindeler.
Örneğin, Lev Tolstoy'un Diriliş romanının baş kahramanı, kendini doğru sanan, kendi suçlarını görmeyip başkalarını yargılayan her bir kişiye çirkin suretini gösteren bir aynadır.
Leyli ve Mecnun'un gerçek tarihi kişiler yoksa sadece kurgusal kahramanlar olduklarını bilmiyorum, ama onlarda kendini gören binlerce "Leyliler ve Mecnunlar" vardır.
Hz. İsa'nın halka anlattığı hikâyeler (misaller) de kurmaca, yarattığı karakterler kendimizi görebileceğimiz birer aynadır. Örneğin, Kayıp Oğul hikayesini gözden geçirelim.
Babasının mirasını alıp çarçur eden bir genç adam uzak ülkede acınacak duruma düşer, parasız, dostsuz kalır, neredeyse açlıktan ölür. Eninde sonunda babasına dönmeye karar verir, babasının onu kabul edip etmeyeceğini düşünür, hiç olmazsa bir kölesi olarak kabul etmesi için yalvaracağını düşünür. Korka korka evine döner.
Babası onu uzaktan görür, karşılamaya koşar, kucaklar, değerli oğlu olarak kabul eder, büyük ziyafet kurar. Onu tamamen affeder.
Tarih boyunca milyarlarca insan bu hikâyede kendini gördüğü gibi ben de kayıp oğulun "ayna"sında kendimi görüyorum. Dolayısıyla kayıp oğlunun gerçek bir kişi olmadığını, Hz. İsa tarafından yaratılan biri olduğunu söyleyemeyiz. O, öznel bir dünyada var olan gerçek kişidir ve birçok kişinin aynasıdır. Aynada hayalimi gördüğüm gibi, edebî eserlerde kendi suretimi görebiliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder