Bugünlerde YouTube'da bir video seyrettim. Bestseller yazan bir bilim adamı, "Biz Tanrı'yı yarattık" dedi. Yaratan'ın var olmadığına inanan bu adamın kendi (bana göre saçma olan) inancından kesin bir gerçek olarak söz etmesi, önyargılı olduğuna işaret eder ve bence bir bilim insanına yakışmaz. Hiç olmazsa "Yaratan'ın var olup olmadığını bilemiyoruz" deseydi...
Ben Yaratan'ın varlığına inanan biri olarak nesnel ve öznel dünyalarımızdan, dil ve edebiyattan bu inancıma göre söz edeceğim. Bu, benim kişisel düşüncemdir.
Doğuşumuzdan ölümümüze kadar içinde yaşadığımız bu nesnel dünyayı Allah yarattı. Fakat binlerce öznel dünyaların yaratıcısı O değil, bizleriz.
Tevrat'taki insanın yaratılışı öyküsünde Allah'ın Hz. Adem'i hayvanların adlarını koymakla görevlendirdiği betimleniyor. Bu, insanın nesnel dünyada kendi paralel öznel bir dünyayı yaratmasının harika bir resmidir. İnsan hayvanların adlarını koymakla dil yaratır.
Aynı yaratılış öyküsünde Hz. Adem'in Havva'yı ilk kez görmesi de betimleniyor. Bu öyküde Adem şiirle konuşur: "İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir". Tevrat İbranice yazıldığı için insanların isimleri de İbrani menşeli (Adem toprak anlamına gelen "adama", Havva hayat anlamına gelen "hayyim" ile ilişkili), Hz. Adem'in şiiri de İbrani şiiridir. Peki, bu kitap ilk insanların İbrani olduklarını mı öğretiyor? Zannetmiyorum. Bence, bunun nedeni başka.
Allah insanı yarattığı dünyaya yerleştirdi ve insana her şeyin adını koymakla öznel dil dünyasını yaratma yeteneğini verdi. İnsanlar kendi kavramsal dünyalarını yarattılar ve hem bu nesnel dünyada hem de yarattıkları öznel dünyalarda yaşamaya başladılar. Sonra Yaratan, Hz. İbrahim'in (ve soyunun) öznel dünyasına geldi. Bu nedenle yaratılış öyküsü bize İbranice ulaştı. Hz. İbrahim imanıyla sanki Yaratan'ı kendi dünyasına "davet" etti. Yaratan da geldi! Bence, her insanı sevgiyle yaratan Allah yarattığımız dünyaların her birine gelmek ister. Ama Hz. İbrahim gibi "davet eden" gereklidir. Dil dünyalarımızdaki "mikrokozmlar", yani edebî eserler işte bu amaca hizmet etmez mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder