Bugün Noel Bayramı'nı kutlarken özellikle kutsal kitapların kanonunu düşünüyorum. Kanon, bazı metinlerin ilahi kitaplar olarak belirlenmesidir.
Dünya edebiyatında ünlü yazarlar ve eserler olduğu gibi, kadim İbrani halkının yazdığı sayısız metinler vardı, ama bunların içinde sınırlı sayıda metin "kanon"a dahil oldu.
Kanon doğal bir süreç içinde oluştu, fakat bütün tarihi olayların arkasında bir mana, ilahi bir tasarım olduğu gibi, kanonun "doğal" süreci aynı zamanda doğaüstü bir şekilde, bazen insan mantığına aykırı bir şekilde gerçekleşti. En eski vahiy olan Tevrat'a bakacak olursak, bazı metinlerin Yahudi toplumunun düşüncelerine rağmen oraya dahil olduğunu göreceğiz. Örneğin, Yunus Peygamber'in kitabı Yahudi milliyetçiliğini kötüler, Ezgiler Ezgisi bir aşk şiiridir v.s.
Kanon doğal bir süreç içinde oluştu, fakat bütün tarihi olayların arkasında bir mana, ilahi bir tasarım olduğu gibi, kanonun "doğal" süreci aynı zamanda doğaüstü bir şekilde, bazen insan mantığına aykırı bir şekilde gerçekleşti. En eski vahiy olan Tevrat'a bakacak olursak, bazı metinlerin Yahudi toplumunun düşüncelerine rağmen oraya dahil olduğunu göreceğiz. Örneğin, Yunus Peygamber'in kitabı Yahudi milliyetçiliğini kötüler, Ezgiler Ezgisi bir aşk şiiridir v.s.
Edebiyatın da kendine göre bir "kanonu" var, ama bu kanon daima değişmektedir. Kutsal yazıların kanonu ise değişmez. Çünkü zamanla denenmiş ve ebedî manalarıyla bize ilham vermeye devam ediyor.
Hz. İsa'nın doğuşuna gelince, her insan bir eserdir. Her insanın hayatı bir hikâye ya da romandır. İsa'nın hayatı ise vahiydir. Dolayısıyla Kadir gecesinde Vahyin yer yüzüne indirildiği kutlandığı gibi, Noel gecesinde Bakire Meryem'den doğan ilahi Kelam'ın yer yüzüne geldiği kutlanıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder