"Edebiyat nedir?", milyonlarca insanı düşündüren bir sorudur. Bu sorunun birbirinden farklı cevapları verilmiştir. Ben de bu soruyu çok düşündüm ve şöyle bir sonuca vardım: edebiyatı anlamak için önce dili anlamamız gerekir.
Dil bir makrokozm, edebî eserlerse birer mikrokozmlar. Örneğin, ben çocukluğumdan Rusça makrokozmunda büyüdüm, zamanla Ukraynaca makrokozmunun içine girdim, ergen yaşımda İngilizce, sonra üniversite yıllarımda Türkçe öğrenerek bu dillerin dünyalarına girme imkanı elde ettim. Ne kadar çok dil bilirseniz, o kadar çok "dünya"ya girme imkanı bulursunuz. Ve bu dünyaların her birinde küçük edebî dünyaları, yani edebî eserleri keşfedebilirsiniz. Her birinin kendine özgü düzeni ya da düzensizliği, uyumu ya da uyumsuzluğu, güzelliği ya da çirkinliği var. Ben güzel, harika, muhteşem mikrokozmları bulduğumda sevinir, başkalarıyla paylaşmak isterim. Benim için edebiyat işte budur. Türk dili makrokozmunda sizinle beraber bulunduğum, sizin değerlerinizi paylaştığım için mutluyum. Ve kendi dünyamı da sizinle paylaşmak isterim. Bir sonraki yazımda Ukrayna dilinin makrokozmundan kısaca bahsetmek niyetindeyim (ama zor iş olacak bu!🤔).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder