Yazar ve yetki arasındaki bağlantı Batı ve Ortadoğu geleneklerinde oldukça farklıdır. Latinceye dayanan Batı geleneğinde yazar (author) ve yetki (authority) aynı menşeli terimler olduğu için organik bağlantılıdır. Arapçaya dayanan Ortadoğu geleneğinde ise bunlar tamamen farklı (yazar – مألف müellif, yetki – سلطة sulta).
Roma hukukuna göre yazar her şeyden önce yetki sahibidir. Bu anlayışta hukuk önemlidir. Ortadoğu'da kitap yazma anlamına gelen 'telif', 'ülfet' kavramıyla ilişkilidir. https://www.etimolojiturkce.com/kelime/ülfet sitesinden şu bilgileri aldım:
Arapça Alf kökünden gelen ulfat اولفة "alışıklık, tanışıklık" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça alifa ألف "alışık veya tanıdık idi, evcilleşti, uyum sağladı" sözcüğünün masdarıdır. (NOT: Bu sözcük Aramice/Süryanice Alp kökünden gelen ˀalaph veya ˀalēph אַלַף "alışma, evcilleşme" sözcüğü ile eş kökenlidir. Aramice/Süryanice sözcük Akatça ulāpu "bağ, ittifak" sözcüğü ile eş kökenlidir.)
Böylece Bati'da ve Dogu'da yazarla eseri arasındaki ilişki hakkında oldukça farklı kavramları görüyoruz. Neden acaba? Sanırım, doğulular yazarın eserinin tamamen kendine ait olmadığını çoktan anlamışlar, batılılar ise sosyoloji gibi bilimlerin gelişmesiyle ancak yazarın otoritesini sorgulamaya başlamışlar. Bu konuda başka düşünceleriniz varsa lütfen paylaşın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder